İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Danıştay: İdari yaptırım niteliği taşıyan işlemler, gerekçeli olmak zorundadırlar

Last updated on 21/10/2019

Danıştay İDDK: idare gerekçe yükümlülüğüne uymalıdır

T.C.
DANIŞTAY
İdari Dava Daireleri Kurulu
Esas No : 2007/1800 Karar No : 2011/267

Özeti : 1- Genel anlamda bir idari işlemde sebep unsurunun gösterilmemiş olmasının dava açılması durumunda söz konusu işlemin yalnızca bu yönden iptalini gerektirmeyeceği;

ancak, idari yaptırım niteliği taşıyan işlemlerde, temel hak ve özgürlükleri sınırlayan, onlara müdahale niteliği taşıyan işlemlerde ve verilmiş bir hakkı, izni veya yetkiyi geri alan işlemlerde, idare edilenler yönünden ağır sonuçlar doğuracağı açık olduğundan, idarenin gerekçe yükümlülüğüne uymasının zorunlu olduğu;

2- Bu bağlamda, davacı şirkete ait işyerinin on gün süreyle kapatılmasına ilişkin işlem, idari yaptırım niteliğinde olduğundan, kapatma gerekçesinin idari işlemden anlaşılması gerektiği hakkında.

TÜRK MİLLETİ ADINA

………
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; iptal davalarında hukuka uygunluk denetiminin idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları üzerinde yapılacağı öngörülmüştür. Gerek yargısal kararlarda gerekse öğretide sebep unsuru, işlemin yapılmasını gerektiren hukuki işlem veya olay olarak tanımlanmaktadır.

Sebep, idareyi işlem yapmaya yönelten tüm etkenler olup, işlemin bir tür gerekçesidir. İdari işlemin dayanağı olan sebebin yasalarda açıkça belirtilmemiş olması halinde dahi idari dava açılması durumunda yargı mercii önünde idare tarafından bildirilmesi zorunludur.

Esasen 2577 sayılı Yasa’nın 20. maddesinin verdiği yetkiye dayanarak mahkemeler bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeyi kendiliklerinden yapabileceklerinden, bu yetkiye dayanarak yargıç idareden işlemin dayanağı olan sebebin gösterilmesini isteyebileceği gibi bu sebebi kendiliğinden de araştırabilir. Dolayısıyla 2577 sayılı Yasa’nın 20. maddesinin yargıca tanıdığı re’sen araştırma yetkisinin aynı zamanda davacılara da güvence sağlayacağı kuşkusuzdur.

Esasen 2577 sayılı Yasa’nın 20. maddesinin verdiği yetkiye dayanarak mahkemeler bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeyi kendiliklerinden yapabileceklerinden, bu yetkiye dayanarak yargıç idareden işlemin dayanağı olan sebebin gösterilmesini isteyebileceği gibi bu sebebi kendiliğinden de araştırabilir. Dolayısıyla 2577 sayılı Yasa’nın 20. maddesinin yargıca tanıdığı re’sen araştırma yetkisinin aynı zamanda davacılara da güvence sağlayacağı kuşkusuzdur.

Genel anlamda bir idari işlemde sebep unsurunun gösterilmemiş olması o işlemin şekil şartını oluşturmaktadır. Ancak kararda öngörülen şekil şartı işlemin varoluş şartına ilişkin olmayıp sonucu etkilemeyen, ilgililerin durumunu değiştirmeyen bir özelliğe sahip bulunduğundan, bu kurala uyulmamış olması dava konusu işlemin esasının incelenmesini engellemeyecek ve yalnızca bu yönden iptalini gerektirmeyecektir.

Ancak, idari yaptırım niteliğindeki işlemlerde, temel hak ve özgürlükleri sınırlayan, onlara müdahale niteliği taşıyan işlemlerde ve verilmiş bir hakkı, izni veya yetkiyi geri alan işlemlerde bu işlemlerin idare edilenler yönünden ağır sonuçlar doğuracağı hususu dikkate alındığında, idarenin gerekçe yükümlülüğüne uyması gerekmektedir.

Danıştay Dergisi Yıl: Sayı: 128 Syf:20-22

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.