İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Anayasa Mahkemesi ve Disiplin Suç ve Cezalarında Kanunilik Şartı

Last updated on 19/10/2019

Anayasa Mahkemesi’nin bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanan Disiplin Suç ve Cezalarında Kanunilik Şartı konusundaki 2 kararından bahsetmek istiyorum izninizle

İlk karar, Metin YALÇIN, B. NO:214/5959, 06/02/2019 kararı,

Bağlı bulunduğu meslek odasının yönetimi hakkında bir bültende yazdığı yazı nedeniyle başvurucuya meslek onur ve vakarına aykırı hareket ettiği gerekçesi ile uyarma cezası verilmiş, başvurucunun bu işleme karşı açtığı dava ise reddedilmiştir.

Bunun üzerine başvurucu, herhangi bir mesleki unvana ya da bir meslek mensubunun adına yer vermediği şikayet konusu yazı nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırıldığını belirterek ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini öne sürerek Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmede, 3568 sayılı Kanun’a dayanan Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Müşavirlik Kanunu Disiplin Yönetmeliği’nin 5. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı sonucuna varmıştır.

Mahkeme, bu tespiti ile önceki kararlarında da altını çizdiği üzere, disiplin cezalarının kanunlar ile öngörülmeleri, çerçevelerinin çizilmeleri ve belirli açıklık ve kesinlikte olmaları gerektiğini belirtmiştir.

Öte yandan, ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerektiğine dikkat çekerek, somut olayda yerel mahkeme tarafından başvurucunun kullanmış olduğu ifadelerin türü ve kamusal tartışmalara katkı sunma kapasitesinin tartışılmamış olduğunun yanında hangi surette mesleğin vakar ve onuruna aykırılık oluştuğunun ortaya konmamış olduğu tespit edilmiştir.

Söz konusu hususlar dikkate alınarak, başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamadığı, bu itibarla demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olmadığı sonucuna varılmıştır.

İkinci karar ise, Tuncer YIĞCI, B. No:2015/5402, 06/02/2019 kararı,

Bu karara konu olayda da, Başvurucu, 2012 yılında sadece Devlet Tiyatrosu çalışanlarının üye olduğu kapalı bir elektronik posta grubunda yazmış olduğu bir yazı nedeniyle, yazı içeriğinin eleştiri sınırını aşarak Kurumun huzur ve sükununu bozmaya yönelik olduğu gerekçesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. Maddesi uyarınca kınama cezası verilmiştir.

Başvurucu, disiplin cezasına itiraz etmiş, itirazın reddedilmesi üzerine disiplin cezasının iptali talebiyle İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme, işlemin iptaline karar vermiştir. Mahkeme gerekçesinde, Başvurucu hakkında 657 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanamayacağı, 5441 sayılı Devlet Tiyatrosu Kuruluşu Hakkında Kanun’un ilgili hükümleri gereğince başvurucunun idari sözleşme ile görev yapmakta olan sanatkar memur statüsünde bulunması nedeniyle 5441 sayılı Kanun hükümleri ve yine bu kanun hükümlerine uygun olarak idare ile aralarında imzalanan idari sözleşme hükümlerinin uygulanacağı ifade edilmiştir. Bu çerçevede, idare tarafından başvurucuya idari sözleşme hükümlerine göre disiplin cezası verilmiş ise de kamu görevlisinin disiplin cezalarına konu olacak eylemlerinin neler olacağı ve bu eylemler için hangi cezaların uygulanacağının idari sözleşme ile belirlenmesinin kanuna aykırı olduğu ve disiplin cezasının kanuni bir dayanağının bulunmadığı sonucunda varılmıştır.

Ancak, idarenin itiraz etmesi üzerine, Bölge İdare Mahkemesi tarafından ilk derece mahkeme kararı bozulmuştur. Ret kararının gerekçesinde, benzer konulardaki Danıştay kararlarına atıf yapılarak, Kanun’un yürürlüğe girdiği 1949 yılından bu yana henüz gerekli tüzüğün yayımlanarak gerekli düzenleme yapılmamış olmasının anılan Kanun hükümlerinin uygulanmasına engel oluşturmadığı, idarenin disiplin kurallarını 657 sayılı Kanun’a gönderme yapmak suretiyle belirlemesinde hukuka aykırılık olmadığı değerlendirilmiştir. Esas yönünden yapılan incelemede de, başvurucunun yazıda ileri sürdüğü görüşlerinin eleştiri sınırlarını aştığı, kullanılan üslup ve yapılan ithamların Kurumun huzur ve sükununu bozacak düzeye ulaştığı ifade edilerek, başvurucunun kınama cezası ile cezalandırılmasında ve bu ceza uygulanırken eylemin internet ortamında yayın yoluyla işlendiği gözetilerek ceza indirimine gidilmemesinde hukuka aykırılık görülmediği belirtilmiştir.

Başvurucu, Disiplin Kurulunun 5441 sayılı Kanun’un sanatçıları 657 sayılı Kanun kapsamı dışında bırakan gerekçesini dikkate almadığını, 5441 sayılı Kanun gereği çıkarılacak tüzükle disipline ilişkin hükümlerin düzenlenmesi gerektiğini ancak ilgili tüzüğün çıkarılmadığını, İdarenin idari hizmet sözleşmesi hükümlerine dayanarak disiplin cezası verdiğini ve bu suretle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Anaya Mahkemesi tarafından, disiplin suç ve cezalarının çerçevesinin kanunla belirlenmesi ve kanunun bireyler için belirli bir açıklık ve kesinlikte olması gerektiği, somut olayda da 657 sayılı Kanun’un ilgili maddesinde anılan Kanun’un uygulanamayacağının belirtilmiş olduğu, Kanun Koyucunun 657 sayılı Kanun’un uygulanamayacağı biçimindeki açık iradesine rağmen İdari Sözleşme’de anılan Kanun’a atıf yapıldığı anlaşıldığından cezada kanunilik şartını sağlamadığı tespit edilerek ayrıca bir değerlendirmeye gerek dahi görülmemiştir.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.